Arıburnu Çıkarması

24 Nisan 1915’te saat 14:00’de Mondros üssünden hareket eden Anzak Kolordusu ile yüklü gemiler ve 2. Tali Filo, 25 Nisan’da çıkarma noktasına 9 km. mesafedeki buluşma noktasına ulaşmıştı. İlk hücum dalgasını oluşturan 1500 kişilik birlik Kabatepe Bölgesi’ne doğru ilerlemeye başladı. Ne var ki, kıyı akıntıları yüzünden kuzeye doğru sürüklenmiş, Kabatepe kumsalı yerine Arıburnu kıyılarına düşmüşlerdi. Bu kıyıları gözetleyen 2. Takım’ın iki mangası sahilde, 2. Takım’ın geri kalanı Takım Komutanı Asteğmen Muharrem komutasında küçük Türk birliği Haintepe’de bulunan mevzilerden yoğun ateşle kıyıya çıkan birliklere zayiatlar verdiriyordu. Sağ kalanlar Arıburnu kıyı eteklerine sığınarak canlarını kurtarabilmişlerdi. Mevzilerin iki tarafının kuşatılmasına rağmen savunmayı sürdüren bu küçük Türk birliği, yaralanan takım komutanı ve sağ kalan az sayıdaki asker geri çekilmişti. Kısa süre içerisinde Kanlısırt’ı ele geçiren düşmanın ilerlemesi, Kabatepe’deki Türk bölüğü ve bataryasının direnişiyle durdurulmuştu. Büyük bir özveriyle çarpışan zayıf Türk birlikleri geri çekilmeye başlamış, böylece düşman Conkbayırı doğrultusunda serbest kalmıştı. Arıburnu’nda Balıkçı Damları Mevkii’ni korumakla görevli 8. Bölük’ün bir takımı buraya çıkan Anzak taburunu durdurmayı başarmıştı. Üstün düşman kuvveti karşısında bu takım geri çekilmiş, böylece Cesaret Tepe işgal edilmişti.

27. Alay aldığı emir üzerine harekete geçerken Kabatepe’den gelen bir telefon haberiyle, Anzaklar’ın iki taburla Arıburnu’na çıktığını, burada kanlı savaşların olduğunu, çıkartmaların sürdüğünü ve düşmanın Kanlısırt, Kırmızı Sırt ve daha kuzeydeki sırtları ele geçirdiğini öğrenir. 27. Alay Komutanı, Kemalyeri-Merkeztepe hattı üzerinden taarruz kararı verir ve Alay saat 08:00’de taarruza geçer. 27. Alay’ın taarruzu gelişmiş ve Karayürek Deresi’ndeki Anzak ileri hatları tamamıyla temizlenmişti. Tüm bu gelişmeler olurken, 19. Tümen Komutanı Kurmay Yarbay Mustafa Kemal, yoğun silah seslerinden ve gelen raporlardan çıkartmanın başladığını ve çok çetin geçtiğini anlamıştı. 9. Tümen Komutanı Albay Halil Sami Bey, 19. Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal’e şu mesajı gönderdi: “Düşman, Arıburnu’na yaklaşık 1 tabur asker çıkarmıştır ve bu kuvvet Kocaçimen istikametinde ilerlemektedir. 19. Tümen’in 1 taburu bölgeye gönderilmelidir.” Mesaj gelince Mustafa Kemal bu bölgeye 1 taburun yeterli olmayacağını düşünerek 57. Alay’ın tamamının derhal hazırlanmasını ve yola çıkmasını emretti. Bu emirle 57. Alay saat 08:00’da Kocaçimen Tepe’ye doğru hareket etti. Saat 09:40’ta buraya ulaşan alaya verilen 10 dakikalık molanın ardından kendisi Conkbayırı’na çıktı ve düşman karşısında Balıkçı Damları Mevkii’nden geri çekilen Türk askerleriyle karşılaştı. İşte burada, bu bölgedeki savaşın gidişatını değiştirecek bir olay gerçekleşti. Bu olayı bizzat Mustafa Kemal şu şekilde anlatıyordu.

“Niçin kaçıyorsunuz?” dedim. “Efendim, düşman” dediler. “Nerede?” “İşte”, diye 261 Rakımlı Tepe’yi gösterdiler. Filhakika düşmanın bir avcı hattı 261 Rakımlı Tepe’ye yaklaşmış ve kemali sebesiyetle ileri doğru yürüyordu.” diye ekler. Kaçan efrada:
“Düşmandan kaçılmaz” dedim.
 “Cephanemiz kalmadı” dediler. 
“Cephaneniz yoksa süngünüz var” dedim ve bağırarak süngü taktırdım, yere yatırdım. “Kazandığımız an bu andır” diye eklemektedir. 
Yanında bulunan yaverini 57. Alay’ın bölgeye ulaşarak savaşa girmesi emrini vermesi için geriye gönderir. Saat 10:00’da 57. Alay’ın bir taburunu, düşmanın kuzey kanadını tutacak şekilde yerleştirir. Bu kuvvetlere Mustafa Kemal şu tarihi emrini verir: 
”Size ben taarruzu emretmiyorum. Ölmeyi emrediyorum. Siz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında yerimize başka kuvvetler ve kumandanlar geçebilir“. 
Bu emirle buradaki kuvvetler taarruza geçer ve önüne çıkan Anzak gruplarını silip süpürür. Bu taarruzu General Hamilton şu şekilde anlatır: “Gebe dağlar Türk doğurmakta devam ediyor. Bizim mevzimizin en yüksek ve en merkezi yerine birbirini kovalayan dalgalar halinde yükleniyorlardı.” Bir İngiliz yazar o günkü taarruzları şu şekilde anlatmaktadır:
“Müttefik Devletler için harekatın en kötü rastlantısı, bu deha sahibi küçük rütbeli (Yarbay Mustafa Kemal) Türk komutanının tam o anda, o noktada (Conkbayırı) bulunmasıydı. Çünkü, aksi taktirde Anzak Kolordusu pekala o gün Conkbayırı’nı ele geçirebilirdi. Savaşın kaderi o anda belli oldu.”

26 Nisan günü 72. ve 77. Alaylar’ın da gelmesi ve bölgedeki tüm birliklerin taarruzuyla Kılıçbayırı doğusu-Kırmızı Sırt doğusu-Kanlısırt-Albayrak Sırtı’nın gerisi alınmış, böylece İngilizler’in tüm planları alt üst olmuştu. Fakat Kanlısırt’ı tutmakla görevli 77. Alay’ın içinde bulunan çok sayıda Arap erlerinin, donanmanın yoğun bombardımanı karşısında kaçması yüzünden Kanlısırt düşman eline geçmişti.
Arı Burnu Çıkarması
27 Nisan’da 64. ve 33. Alaylar bölgeye sevk edilerek 19. Tümen’in emrine verilmişti. Bu alayların gelmesiyle başlatılan taarruzla Anzaklar Cesarettepe ve Bomba Sırtı güney yamaçlarına geri püskürtülmüş, hatta bir kısmının sandallara atlayarak kaçmak istedikleri bile saptanmıştı.

28 ve 29 Nisan günlerinde bölgede bir durgunluk hakimdi. Her iki taraf da siper kazmakta ve mevzilerini güçlendirmeye çalışmaktaydı. Bu durumdan istifade eden Yarbay Mustafa Kemal 3. Kolordu Komutanlığı’ndan ek kuvvet istemiş, bu istek doğrultusunda 125. Alay 28. Nisan’da Bigalı Köyü’ne gelerek 19. Tümen emrine girmişti. Aynı gün Anzaklar kıyıya bir tugay daha çıkarmışlar, bölgedeki mevzilerini kuvvetlendirmişlerdi. Bu durum Nisan sonuna kadar devam etmiş, 30 Nisan’da Mustafa Kemal’e padişah adına Gümüş İmtiyaz Madalyası gönderilmişti. Bu madalyanın yazısının bir cümlesinde: “Geceli gündüzlü süren harbi, başarılı bir şekilde idare ederek her an başka bir surette tecelli etmekte olan fedakar hizmetinizin sürüp gitmesini bekler, bütün kalbimle sizi kutlarım.” yazmaktaydı..

1 Mayıs’ta 19. Tümen Komutanlığı’nca bir taarruz yapılması planlanmıştı. Bu plana göre taarruzun ilk hedefi Bomba Sırtı batısı-Boyun Noktası-Merkez Tepe çizgisi olacaktı. İkinci hedef Haintepe ekseninde olacak şekilde geliştirilecek ve böylece Anzak kuvvetleri çıkış yerlerine sıkıştırılarak denize dökülecekti.

Taarruz 1 Mayıs saat 05:00’da Türk topçusunun ateşiyle başlamıştır. İngiliz donanmasının karşı ateşi ve düşman makineli tüfekleri yüzünden çok ağır zayiatlar verilmiş, özverili mücadelelere rağmen taarruzlar durmuştu. Boğaz boğaza yapılan çarpışmalar neticesinde düşmanı mevzilerinden söküp atma hedefi gerçekleşememişti. Siperler arası mesafeler 8-10 metreye kadar düşmüştü. Bu taarruzdan itibaren bölgedeki savaşlar rutin siper savaşlarına dönüşmüş, küçük çaplı baskınların haricinde büyük taarruzlar olmamıştı. 11 Mayıs’ta Çanakkale Cephesi’ni denetlemeye gelen Enver Paşa, Arıburnu cephe kesiminde İngilizler’in denize dökülmesini amaçlayan yeni bir taarruza geçilmesi görüşünü bildirmiş ve bu doğrultuda bir karar alınmıştı, İstanbul’dan 1 taze tümen hareket etmiş ve 18 Mayıs’ta bölgeye gelmişti. Alınan karar Mustafa Kemal’e bildirilmiş ve gerekli planlamalar yapılmıştır.

18 Mayıs gecesi başlayacak olan bu taarruz baskın niteliğinde planlanmıştı ve 3. Kolordu Komutanı Esat Paşa tarafından yönetilecekti. 4 tümenlik bu kuvvet 3,5 km.’lik dar bir şerit üzerinde taarruza geçecekti. İlk önceleri bazı birlikler düşman siperlerini ele geçirirse de düşman makineli tüfeklerinin yoğun ateşi karşısında büyük zayiatlar verir. Bu mevzilerdeki taarruzlar adeta katliama dönüşmüştür. Bu olay karşısında taarruzlar durdurulmuştu.

Anzaklar Çanakkale Çanakkale Boğazı Çanakkale Savaşları