Mustafa Atmaca

Muhammed Ali

12 Nisan 2017 130

Gençliğimin kahramanıydı. Muhammed Ali, mazlum Müslümanların gür sesiydi.
Vietnam Savaşı’na karşı çıkmıştı. “Vietnamlılar bana bir kötülük yapmadı” demiş ve savaşa gitmemişti.
Onu mahkum ettiler.
Medeni dünya denen Amerika’da o zamanlar siyahlarla beyazlar aynı lokantalarda yemek yiyemezdi.
Siyahlarla beyazlar aynı şehir içi otobüslerine binemezdi.
Otobüse beyazlar bindiğinde siyahlar koltuklardan kalkmak zorundaydı.
ABD karşıtlığı sömürgeci dünyaya karşıtlıktı ve bunu en iyi yapanlardan biri Muhammed Ali’ydi.
Daha fazlasıyla da bir Müslüman olarak dünya çapındaki sporcuydu.
Onu mahkum ettiler.
3,5 yıl spor yapmasına izin vermediler. Oysa Roma olimpiyatlarında 1960 yılında 81 kiloda şampiyon olmuştu.
Direndi.
O madalyasını, ABD’nin ona uyguladığı “Beyaz Yasaların Şiddetine Karşıtlık” için bir göle fırlatmıştı.
Müslüman lider Malkom X de o zamanlar öldürülmüştü.
Parası bitti.
Çalıştırmadılar.
Bazı üniversitelerde ders vererek karnını doyurdu.
Dünya ayağa kalktı ve ABD şımarıklığını protesto etti.
3,5 yıl sonra mahkemeyi kazandı.
Hemen boksa döndü.
Onu bir dev boksörün önüne attılar. Rakibi 125 kiloluk Frezeer’di.
Ona yenildi, ama sonra intikamını aldı, dünya şampiyonu oldu.
Sonra Foreman diye bir başka dev boksörle maç yaptı.
Hepsini de sabaha karşı izleyebilmek için uyku uyumazdım.
Muhammed Ali Müslüman bir devrimciydi.
Mazlum milletlerin sesi olan ve acılarıyla çektiklerini dillendiren bir kahramandı.
Ona deli dediler.
Beyazlara uygulu olmayan deliydi ya!
Dünya şampiyonu olmasını beyazlar hazmedemedi.
Sert bir adamdı.
İnançları için direncini yüksek sesle yapıyordu.
ABD ise itaatkâr vatandaş isterdi.
Muhammed Ali itirazcıydı.
Haklı olduğunu ABD kabul ettiğinde ben ağlamaklı olarak onu izlemiştim.
Şuna bakın ki, dünyanın en büyük olaylarına benim kuşağım şahitlik etti.
Berlin Dubarı yıkıldı
Sovyetler dağıldı. Ülkemde beş on tane ihtilal ve kalkışma yaşandı, 1987 ve 2002’de beyaz ihtilaller oldu.
Zenciler fırsat buldukça sorunlarını dile getirdi.
Olimpiyatlarda 1968’di galiba, iki ABD’li zenci atlet kazandıkları yarış sonrası kürsüde sol ellerini kaldırmıştı ve onlar da aforoz edilmişti.
Muhammed Ali onların da kahramanı olmalıydı.
Bu dünyadan bir Muhammed Ali geldi geçti.
ABD başkanı Bill Clınton 1984 yılında ABD’de yapılan olimpiyatlarda Olimpiyat Meşalesini onun yakmasını istemişti.
Elleri titriyordu Muhammed Ali’nin.
Parkinson hastasıydı.
Meşaleyi ona tutuşturarak iadeyi itibar ettiler.
O dev adam saygınlıkla karşılandı.
Bir de sürpriz vardı o yıl.
Bill Clinton, 20 yıl önce Muhammed Ali’nin ABD uygulamalarını protesto etmek için bir göle attığı madalyasını buldurmuş ve Muhammed Ali’ye takdim etmişti.
Bill Clinton, sömürgeci Batı’nın temsilcisi olan ve dünya siyasetini elinde tutan, kapitalist dünyanın mazlum milletlere eziyetini dillendiren Muhammed Ali’ye, sen haklıymışsın arkadaş dercesine, madalyasını gölden çıkarttırıp buldurmuş ve ona vermişti.
Dünya Bill Clinton’ı alkışlıyordu.
Ben içimden kanayan yaramı deşen Muhammed Ali’nin muhteşem direnişine ve mazlumların sesi oluşuna gizliden ağlıyordum.
Bir gür Müslüman sesi yankılanıyordu dünyada.
O Muhammed Ali’nin sesiydi.
Bu dünyadan Muhammed Ali geçti.
Kelebek gibi uçtu, arı gibi soktu, ama iz bırakıp bir Müslüman olarak hakka yürüdü.
Allah rahmet eylesin.
O canlı bir efsaneydi, artık ebedi dünyada.
Onun ardından, sömürgeci Batı’nın gerçek yüzünü gören yeni Muhammed Aliler yetişsin inşallah.
Allah bu vesileyle, dinimiz adına Müslüman kardeşlerini vuranları da ıslah etsin.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısının tüm hakları Canakkale.com internet sitesine aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısının sadece kısa bir bölümü, köşe yazısına aktif link verilerek kullanılabilir.

Köşe Yazarlarımız